Nurgül Öztürk
Bunca ağacın, canlının canının cayır cayır yandığı zamanlara şahitlik ederken adında ağaç geçen bir kitap okumak iyi gelir diye aldım elime bu kitabı. Çocuk ve gençlik kitapları arasında sayılan bu kitabı 7 den 70’e herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm için bugünlerde kim okumak için kitap tavsiyesi istese hemen bu kitabın adını söylüyorum: Kiraz Ağacı ile Aramızdaki Mesafe.
İtalyan yazar Paola Peretti’nin kendi yaşam hikayesinden esinlenerek kaleme aldığı kitabın öyle dokunaklı bir öyküsü var ki okurken kitap hiç bitmesin istedim. Yazarın aynı hastalığa sahip olduğunu öğrenince daha çok etkilendim. Paola Peretti’nin bizzat benzer şeyler yaşadığını düşünerek okumak, kitaba farklı bir boyut kazandırdı. Her yazar kendi hayatından beslenir ya bu yazarın bizzat yaşadıklarını 9 yaşında ki Mafalda’nın gözünden aktarması oldukça başarılı ve son derece etkileyici.
Küçük Prens, Şeker Portakalı, İçimdeki Müzik, Momo gibi kitapları sevdiyseniz eminim Kiraz Ağacı ile aramızdaki mesafe de sizin kalbinize dokunacaktır. Küçük bir kızın üzerinden büyük dünyaları anlatan bir hikaye.
Kahramanımız 9 yaşında bir kız, ismi Mafalda. Okulun bahçesindeki kiraz ağacını kaç metreden görebildiğini adımlarını sayarak anlamaya çalışıyor. Genetik bir hastalık sebebiyle zaman içinde görme yetisini kaybedecek Mafalda’nın hastalığının ilerleyişi ile karanlıkta dahi onu neyin ayakta tutacağını, hayata nerden tutunacağını sayfa sayfa takip etmek okuyucuya farklı pencereler açıyor. Mafalda görme yetisini kaybederken kiraz ağacı ile arasındaki bağı beni derinden etkiledi. Onun, git gide kiraz ağacı ile arasında kalan mesafesinin kısalması hüzünlendirirken, bir yandan da tüm zorluklara rağmen kendisi için vazgeçilmez olanı bulmaya çalışması, kiraz ağaçları sonsuza kadar çiçekler içinde kalacakmış hissi uyandırdı. Tamamen karanlıkta kalma fikri Mafalda’yı korkuturken kitabın sonuna kadar ben de aynı korkuyla yüzleştim.
Ağaçları, ormanları, kuşları, kelebekleri, denizi bir daha görememe ihtimalini düşünmek, geçtiğimiz günlerde yanarak yok olmalarına şahit olmak tarif edilemeyecek kadar üzücüydü. Ağaçların, canlıların acısı benim de canımı yaktı. Yanan ormanlarımız yeniden hayat bulması ve en hızlı şekilde toparlanması en içten dileğim.
Ben bu kitabı okurken hayatın ne kadar değerli olduğunu tekrar hatırladım. Gözlerimin dolduğu anlar epeyce fazla. Sık sık “ben ne yapardım?” sorusunu sorarken yakaladım kendimi, Mafalda’nın çocuk kalbiyle sarıldığı umuda sarıldım. İlham aldığım bir cesaret ve kararlılık hikayesi. Özellikle yazarın kitabı bitiriş şekline hayran kaldım. Bu aralar hangi kitabı okuyalım diye bana soracak olursanız, artık cevabımı biliyorsunuz.
Keyifli okumalar.
Bu tanıtım sayesinde kitabı okumuştum ve iyi ki okumuşum dedim teşekkürler Nurgül Öztürk