Önce çıplak gerçeği koymak gerekir:
Kürtler (SDG), Kuzey Suriye’de yaklaşık 120–150 bin silahlı gücüyle, modern silahlarla donatılmış, disiplinli ve savaş tecrübesi yüksek şekilde Suriye’nin fiilen en büyük askeri gücüdür.
Bu bir iddia değil, sahadaki güç dağılımının matematiğidir.
Şam’daki yeni yönetimin, HTŞ kökenli unsurların, Erdoğan destekli milislerin ya da parçalı Suriye ordusunun tek başına bu gücü askeri olarak tasfiye edebilme kapasitesi yoktur.
Bu yüzden “Şam’ın Kürtlerle savaşma seçeneği” teoride var ama pratikte intihardır.
Bu noktadan sonra mesele askerî değil, stratejik akıl meselesidir.
……
Kürtlerin Asıl Gücü: Savaşmamayı Bilme Kapasitesi
Bu detayın altını özellikle çizmek istiyorum. Kürtlerin son 5–6 yıldaki en kritik tercihi şudur: IŞİD’i yendikten sonra, sahip oldukları askeri gücü sınırsızca kullanmamak. Bu çok az aktörün yapabildiği bir şeydir.
Kürtler:
• IŞİD sonrası intikam savaşına girmedi
• Şam’a yürümeyi denemedi
• Türkiye’yle topyekûn çatışmayı seçmedi
• Bölgesel hegemonyaya oynamadı
Bunun yerine:
• ABD ile koordinasyonu korudu
• Uluslararası koalisyonu kaybetmemeye oynadı
• İsrail’le doğrudan değil ama çatışmasızlık çizgisinde kaldı
• Sahadaki gücü siyasi pazarlık gücüne çevirmeye çalıştı.
Bu, romantik değil son derece rasyonel bir tercihtir. Çünkü Kürtler şunu çok iyi biliyor: Kazanılmış bir gücü, yanlış bir savaşta kaybetmek; hiç kazanmamaktan daha ağırdır. Aslında en derin devlet aklıdır bu.
……
“Kasaba İçin Devlet Kaybetmemek” Stratejisi
Kendi direkt olarak sınırları içinde bulunmayan bir kasaba veya bir mahalle için direterek bu gücü kaybetmek yerine, şartlara göre büyümeyi seçiyorlar. Bu, klasik gerilla aklından devlet aklına geçiştir. Kürtler artık taktik alan kaybını stratejik güç kaybı saymıyor, geri çekilmeyi yenilgi olarak okumuyor ve zamanı kendi lehine oynayan bir değişken olarak görüyor.
Bu yüzden Halep’te çekilme: Askeri zayıflık değil, büyük savaşın ertelenmesi ve masanın korunmasıdır. Bu davranış, bir “milis” refleksi değil, proto-devlet refleksidir aslında.
…..
Şam Gerçeği: Uzlaşma Zorunluluğu
Bu noktada açık konuşalım: Şam’ın Kürtlerle uzlaşma dışında bir seçeneği yoktur. Neden?
1. Askerî olarak yenemez
2. Uzun süreli bir iç savaş, yeni rejimi daha doğmadan boğar
3. Kürtlerle savaş, ABD ve Batı’yı tekrar sahaya çeker
4. Kürtleri ezmek, IŞİD ve benzeri yapılar için yeniden alan açar
5. Türkiye–İran–İsrail denklemi kontrolden çıkar. Dolayısıyla Şam için Kürtler: “Sorun” değil, devlet kurucu ortaklardan biri olmak zorundadır
…..
Şara Meselesi: Aktör mü, Aracı mı?
Şara’nın durumu burada kritik. Şara (ya da benzeri figürler):
• Sahada taşıyıcı figürdür
• Güç üretmez, güç aktarır
• Kendi başına karar alma kapasitesi sınırlıdır
Kürtler bunun farkında. Bu yüzden, Şara ile ideolojik kavga etmiyorlar. Kişilere değil arkasındaki güç mimarisine bakıyorlar. Ve o güç mimarilerinin bugün görüşme için seçtikleri nokta ile teyid etti. ABD temsilcisi Tom Barrack’ın Mazlum Abdi ile Suriye’de değil, adı ‘Kürdistan’ olan bir bölgede görüşmesi aslında Amerika özelinde Washington’un meseleyi nerde tuttuğunun göstergesidir. Toplantı masasında baş köşesinde Barrack ile Mesut Barzani’nin oturması da önemli bir detay. Ve çok net bir kırmızı çizgi var: Eğer Şara, varlığını Kürtlerle topyekûn bir savaş üzerine kurarsa, bu onun sonu olur.
Çünkü: Kürtler savaşmak zorunda kalırsa, artık savunma değil varoluş savaşı olur. Bu da sadece Şara’yı değil, tüm Suriye’yi yeniden çatışma alanına çevirir. Türkiye, İran, İsrail ve ABD aynı anda denkleme girer. Bu senaryo hiç kimsenin çıkarına değil.
…..
Ankara Faktörü: Bilinçli Provokasyon
Ankara’nın rolü burada çok net: Ankara, Erdoğan rejiminin içte ve dıştaki provakatif aklıyla, SDG’yi sürekli bir çatışmanın içine çekmeye çalışıyor. Neden? Özetleyeyim:
• Kürtlerin sabırlı, uzlaşmacı çizgisi Ankara’nın stratejisini boşa düşürüyor
• Erdoğan rejimi ve Türkiye’nin derin yapısı, Kürtlerin “meşru aktör” haline gelmesini istemiyor
• Çatışma çıkarsa, “terör” söylemi yeniden işler
Ama Kürtlerin bugüne kadar yaptığı şey şu:
• Bu tuzağa düşmemek, zorunlu olmadıkça silaha sarılmamak ve Ankara’yı diplomatik olarak yalnız bırakmak. Bu da uzun vadede Kürtlerin lehine işliyor.
….
Sonuç: Güç Kullanma Yeteneği + Güç Kullanmama İradesi
Bugün Kürtlerin en büyük avantajı şudur: Hem savaşabilecek güçleri var, hem de savaşmamayı seçebilecek siyasi olgunlukları. Bu kombinasyon Orta Doğu’da çok nadirdir. O yüzden: Geri çekilme zayıflık değil, uzlaşma teslimiyet değil, sabır korkaklık değildir.
Bu, büyümeyi bilen bir gücün davranışıdır.