Mustafa Keskin
Dün gece rüyama geldin…
Soymuş geceyi, gündüzü sonsuzluğa…
Tatlı bir telaşla topladığın sabahları
“Al senin olsun!” der gibiydin…
Denize döktüğün göz yaşların söyleyemediklerine karışmış,
Söndüremedim bu yangını der gibiydin…
Dün gece rüyama geldin…
Duru sular içinde gizli kalmış,
Bir şeyler arar gibiydin.
Nurlar içinde dört duvar…
Saçlarında ağaran dallar,
Sarmış her yanını geçen yıllar…
Kalbimi akladım, aşkımı sakladım,
Herkes duydu, sen duymadın
Der gibiydin…
Dün gece rüyama geldin…
Gül yaprağı gezinmiş sanki yüzünde,
Dünyaya yeniden inmiş gibiydin,
Atar geçerim canımdan, senden öncesini sildim,
Der gibiydin..
Dün gece rüyama geldin…
Çıkmaza çıktı bütün sokaklar,
Küsmenden, gitmelerinden tükendim
Baharsız mevsimler, yuvasız kuşlar gibi,
Yanmadığım gün geçmedi sensiz,
Vicdansız, insafsız, can kafeste solmadan nefessiz;
Neden ben, neden?..
Der gibiydin..
Dün gece rüyama geldin…
Kucağında yasemen,
Kollarında ıhlamur çiçekleri,
Gözlerinde mum ışığı,
Zamansız ayrılık için çare arar gibiydin…
Köşe başında ürkek, titrek her geçene kalbimi gömdüğüm toprağı
Sorar gibiydin…
Ak örtüler içinde, cami avlusunda,
Yağmur damlaları arasında, musalla taşında bir veda mektubu arar gibiydin…
Dün gece rüyama geldin…
Gözlerinde el yastığından topladığın günahların,
Başın öne düşmüş, yaban elde kalmış gibi…
Bütün ahlarıma hesap vermek için peşimde…
Aklını, gururunu koynuna saklamış…
Kollarında işgal edilmiş sırların…
Yolu yordamı aşmış da nasıl çıkarım bu yokuştan
Der gibiydin..
Dün gece rüyama geldin…
Çölde kalmış kavrulmuş
Dudakların alev almış,
Açlık, tokluk, varlık, yokluk…
Anla halimden, tükendim sınanmaktan,
Yoruldum incinmekten,
Yüreğim dilsiz bin defa erimekten,
Daha nasıl sevilirsin bilmem ki,
Der gibiydin..
Dün gece rüyama geldin…
Tezkere almış acıların kıyıya vurmuş…
Uykularım firari, hayallerim mahpus…
İntizarlar buldum, yaban dualarda…
Bak, artık serbest bıraktım aklımı
Der gibiydin..
Dün gece rüyama geldin…
Ellerinde taze kına kokusu,
Tan yeri kızıllığında saçların,
Güneş yüzüne doğar gibiydi…
Seni soruyor nazar boncukları,
Yürüdüğün sokaklar sana benziyor,
Yaslandığın duvarlar sen kokuyor
Der gibiydin…