-Sıcak kestane!
Rengarenk ışıklar… sis çökmüş şehrin sokaklarını titreyerek geçen ışıklar…
-Sıcak kestane!
Soğuk kaldırımlar…
Elleri ceplerinde insanlar, sadece gözleri görünen çocuklar…
ışıl ışıl sokaklar…
Biri var! diğer herkes gibi. Ve kalbindeki ışıklar dışarıdan da titrek, dışarıdan daha renkli…
12’ye 1 kala,
Yeni bir gün, ay ve ya yıl… Ne farkeder!
Köşede bir çocuk, önünde üç beş bozukluk… Geçip giden insanlar…
12’ye 1 kala,
Işıltılar, hafif şarkılar, ağır adımlar. Yüzlerde umutlar, unutulmuşluklar…
12’ye 1 kala,
saat kulesinin altında dumanı üstünde sıcak kestane!
Islak nemli kaldırımlar, parlak, göz kamaştırıcı taşlar…
Biri var! diğer herkes gibi . Sağanaktan daha sık kalbinin ritmi. Hızlı adımlar…
12’ye 1 kala,
Bir çiçek… zamanı aşmış, yorgun… kaldırımda yapraklar ıslak…
Sıklaşan damlalar, sıklaşan adımlar…
12’ye 1 kala,
Caddede birikintiler… ard arda geçip giden farlar, fosforlu tabelalar..
12’ye 1 kala…
Bir fren! Göz göze geldi. Kırmızı ışık. Sarı tabela. Kaldırımda çiçek. Dağılmış yapraklar..! Caddede siren!
Biri var kimse gibi. Kalbindeki ses, herkesten sihirli… Gözlerini etrafta gezdirdi.
Eğildi .
Onunki, elinde bir demet umut..
ziyan değildi.