YUSUF KAYA
Altan Allah’ın varlığı hakkında şüphesi olan bir ateist mi Allah’a inana insanların dini yaşamadaki boşluklarına öfkeli olduğu için
Allah’a inanmadığını inatla söyleyen bir dil mi? Ya da Altan, gerçek dini detayları içinde kabul eden ama yıllardan beri inançsız olduğunu dile getiren birisi olarak baş eğmeyen, korkmayan kişiliği ona Altan korktu” dedirteceğinden, onu zayıf göstereceğini düşündüğünden, aslında var olduğunu bildiği, güzel olduğunu kabul ettiği, saygı duyduğu bir inanışa mesafeli mi duruyor? Uzaktan seven biri gibi uzaktan inanan biri mi yoksa Altan? Bu ve benzer soruların cevabı ne olursa Altan şimdiye kadar onun yetiştiği mahallede ve onun idda ettiği inanç biçiminde hiçbir kimsenin dine saygı gösterdiği kadar saygı gösteren olmadı. Dahası İslamiyete zarar veren bağnaz ve şekilci dincilere onun kadar etkili bir dille tepki gösteren az inanan oldu. Altan’ın entellektüel kişiliğini dine saygısında da bulabilirsiniz.
Bu konuyu giriş cümlesi bulmaya çalıştım, defalarca yazıp sildim. Ahmet gerçekten Allah’a inanmıyor mu? gibi bir tonla başlamak istedim, birinin inanışını sorgulama olacağından dolayı sildim. Altan dine saygı duyan ama dindarların dini yaşamalarındaki boşluklara kızgın biri.” diye giriş cümlesi yazdım ama içimde gelgitler oldu fikirler uçuştu, beğenmedim sildim. Yazdım sildim, yazdım sildim… Defalarca.
Bu yazının da anafikir cümlesi olmasın diye karar verip gerisini yazmaya karar verdim.
İnaçla olan mesafesini belirtirken yazı ve konuşmalarında şu sözü duymuşsunuz: “Allaha inanan biri değilim.”
Ahmet Altan önce müslümanların inançlarını yaşarken ki sergiledikleri çarpıklığa bakışını ele alacağız sonra da gerçek dindarla ile ilgili fikirlerine bakacağız.
“Ve kırar göğsüne Bastırırken” kitabına birlikte bakalım. “Bugünse dinin temsilcileri olarak ortaya çıktıklarını ilan eden insanları gördükçe, gerçek dindarlar adına utanç duyuyorum. Beni utandıran; nefsine sahip çıkamayan şeyhlerin kalabalıkta günah dediğine ıssızlıkta arsızlıkla saldıran sahtekarlığı, Allah sevgisini oya tahvil etmeye çalışan politikacıların ikiyüzlülüğü, kendine yardım edecek bir el arayanlara, o eli avuç avuç altın karşılığı uzatan dolandırıcıların açgözlülüğü değil. Asıl büyük günah bu değil bence. Büyük günah, bir zamanlar bazı solcuların Marks’ı, şimdilerde bütün ‘’vatanseverlerin’’ vatanı, kendilerini biraz daha büyük ve diğer insanlardan daha farklı göstermek için, ayaklarının altına alıp, kendilerine basamak yapmaları gibi şimdi dincilerinde kendi dinlerini ayaklar altına alması; kendi inançlarını, kendilerini diğer insanlardan daha önemli gösterebilmek için kullanmaları, inançlarıyla böbürlenmeleri, inancı bir gösterişe çevirmeleri.” Her dikkatli okuyucu bu satırlarda Altanın din öncelikli karakter değil, karakter öncelikli dini savunduğunu görür. Fikir ve inançlar meta olarak kullanılmamalı, der. Marksizmi kullanan iyi bir Marksist olamayacağı gibi İslamı kullanan da iyi bir müslüman değildir ve bunlar utanılacak insanlardır Altan için.
Aynı sayfada, “Dindarlık, bir büyük kudret karşısında kendi güçsüzlüğünü kabul etmeyi, o büyük kudret dışındaki her insanın eşit olduğunu içine sindirmeyi, bir büyük kudret karşısında güçsüzlüğünü tevekküle sırtlayıp tevazunun sınırlarını aşmamayı gerektirirken, bunlar Allah’ın adından kendilerine pay çıkartıyorlar.” Altan’ın tarif ettiği gerçek dindarlığı, az buçuk dini bilenler teyid eder ve onun red ettiğini reddeder. Allah karşısındaki duruş tevazu gerektiyor diyor Altan, haksız mı sizce? Yazdığı kitaplar, dünyada en çok satanlar listesinde olan bir yazarın hayatı sözlerini tesirli hale getiriyor. Hz Nebi’nin “İnsanlardan bir insan olun” sözünün Altancası bu.
Müslümanların insanî ilişkilerde dinin emrettiği çercevede yaşamadıklarını dile getirirken “İnançları onları mütevazi değil tam aksine gururlu yapıyor. İnançlarını bir süs gibi boyunlarına takıp, bununla övünüyorlar, Allah’la kendi aralarındaki ilişkiyi, insanlarla aralarındaki ilşkilerinde kullanıyorlar. İnanç, onların ‘’nefsini’’ terbiye etmiyor, aksine onların ‘’nefsi’’bu inançla oburlaşıyor. Kendi inançlarının gerektirdiği gibi’’ödülü’’ Allah’tan değil diğer insanlardan bekliyorlar. ‘’Öteki dünya’’ çoktan çıkmış akıllarından, akılları tümüyle ‘’bu dünyada’’ ama bir ‘’mümin’’ olduklarını iddia ederek diğer insanları küçümseyip bundan da dünyevi bir tatmin sağlıyorlar.” diyor Altan. Konuşan dini reddeden bir ateist değil, kürsüde vaaz eden bir entellektüel ama kızgın. Altını çizin kelimelerin ve cümle yapın yeniden okuyun. “Öteki dünya akıllarından çoktan çıkmış” “ödülü” Allahtan değil, diğer insanlardan bekliyorlar.” Şuara suresinde Peygamberlerin ümmetlerine hitapları bildirilirken “Ben sizden ücret adına bir talepte bulunmuyorum, ücretim sadece Allah’adır.” ifadeleri aktarılır. Altan ücreti ödül şekliyle tırnak içinde veriyor ve bundan rahatsızlığını dile getiriyor. Müslümanlar ücreti Allahtan değil insanlardan bekliyorlar derken kızgınlığını duymuyor musunuz satırlarında? Altan “Ey müminler kula el açmayın, inandığınız Allah size yeter” diye kızgınlığını ifade ettiği sözlere her vicdanlı müslüman saygıyla ve sükutla tefekküre dalar. Altan sonra yazısını şu sözlerle bitiriyor. “Dinciler tevazuyu,tevekkülü çoktan unuttular. ‘’Ey müminler,’’dememiz gerekiyor,’’siz söyleyin, tevazu olmadan din olur mu? İnancınızla bu kadar böbürlenmeye utanmıyor musunuz?” BUGÜN TV’de Erkam Tufan’ın konuğu olan Altan “Din ahlakla başlar, tevazuyla başlar…” dediği konuşmanın ilerleyen kısmında haklı bir eleştiriyi bir soruyla soruyor. “Böyle müslümanlık olur mu? Neden siz hiç aranızda tartışmıyorsunuz? Neden bu müslümanlar bukadar korkak. Hiçbir sorunlarını tartışmıyorlar, sanki hiçbir sorunları yokmuş gibi davranıyorsunuz. Sorunlarınız var sizin, ahlakınızla ilgili sorunlarınız var, müslümanlığın özüyle ilgili sorunlarınız var. Tanrıyla ilişkilerinizle ilgili sorunlarınız var. Zaaflarınızla ilgili sorunlarınız var, zaaflarınızı inkar etmenizle ilgi sorunlarınız var. Zaaf yokmuş gibi davranıyorsunuz.” Sorular ve eleştiriler yağmurunu okurken itiraz edecek bir nokta çok bulamadığım bu sözlerden sonra şimdi ben sorayım ben gibi düşünenler yerine “Ey müslümanlar Ahmet Altan yazıp söylediklerinde haksız mı?”
Peki Ahmet Altan samimi bulduğu dindar portresine bakışı nasıl?
Son kitabı “Dünyayı Bir Daha Göremeyeceğim”de bir yazısında ilginç bir olay nakleder. Ordaki diyaloğu özetleyeyim. Koğuşta dindar bir öğretmenle kaldığını ve kendisinin TV izlerken kadın programları ile müzik programlarını tercih ettiğini ama öğretmenin dini kitaplar okuyup namaz kıldığın söyleyip bir gün öğretmenin kendisine ölümü hatırlattığını ve bu tür boş şeylerden vazgemesini hatırlattığında ona “Yani öleceğim için ibadet etmem gerektiğini mi söylüyorsun?” diye sorduğunu öğretmenin de “Evet” dediğini aktardıktan sonra ben de “Gülümsedim” ‘Ben Ebu Talib’in müridi/talebesiyim’ dedim” der. Sonra Ebu Talibin müslüman olmadığı hakkında bilgi verirken İngilizce versiyonu olan kitapta “Ebu Talib, Muhammed Peygamber’in amcasıydı müslüman olmadı ama müslümanlara çok yararı dokundu” dediğini söyler. İhtiyaç içinde olan devrin müslümanlarına yardım etme gibi bir misyon üstlenmiş Altan. Önemli bir ayrıntı da şu: Talebesi olduğunu ifade ettiği Ebu Talib’in neden iman etmediğini ifade ederken. “Ebu Talibin kendisi hakkında korktu da müslüman oldu dedirtmek istemediği için müslüman olmak istemediğini söylediğini” ifade eder. Öğretmene sorduğu soruyu hatırlayın “Öleceğim için mi ibadete başlayayım?”
Bir diğer vaka ise yine aynı son kitabında “Meryem” isimli yazısından. Koğuşundaki dindar birinden bahseder ziyaretine ailesi geldiğinde yanlarında üniversite çağında bir de kızı geldiğini söyler. Yüzünün Hz Meryem’e benzettiği için ona “Meryem” ismini verdiğini ve arada bir koğuş arkadaşına ailesini sorarken “Meryem nasıl?” diye sorduğunu söyler. Aradan biraz zaman geçtikten sonra arkadaşının yine bir görüşme gününde ailesiyle görüşüp döndüğünde yüzünün asık olduğunu ve sebebini sorduğunda arkadaşının “Meryem tutuklanmış” dediğini aktarır. Bundan sonrası yine önünde saygıyla eğilinecek bir duruş sergilediğini görürsünüz. Onu özgün görünce hüznünü dağıtmak için ona “Merak etme Meryem’i salacaklar ve sana söz veriyorum salındığı gün seninle birlikte Allaha ibadet edip Allaha teşekkür edeceğim” dediğini, bunun üzerine arkadaşının sevindiğini ifade eder. Olayın üzerinden dört ay geçtikten sonra da Meryemin serbest bırakıldığını duyunca da koğuştaki kendisi, Meryemin babası ve diğer bir koğuş arkadaşıyla söz verdiği gibi dua edip Allah’a teşekkür ediğini yazar. Bir kalbin hüznünü dağıtmak için yıllardan beri inanmadığını söylediği Allah’ın huzurunda teşekkür eden bir yürek.
BUGÜN TV’deki Erkam Tufan’la olan söyleşisinde son romanı “Ölmek Kolaydır Sevmekten” romanındaki Şeyh Efendi’den bahseder ve onu sevdiğini söyler. Ve devamında “Benim bütün hayatımın bir bölümü öyle bir müslümanı wwww aramakla geçiyor, Şeyh Efendi gibi bir müslüman bulsam gidip onunla ahbablık etmek isterim. Ondan öğreneceğim çok şey olduğuna inanırım. Öyle adamlardan bu toplumun da öğreneceği çok şey olduğuna inanıyorum… Ben rastlamasam bile böyle bir müslüman olduğuna inanıyorm ve eğer bu adam tek bir adamsa “müslümanlığı tek başına temsil ediyor” derim ona ve eğer o adamı bir gün bulursam, gerçekten ona diyeceğim ki ‘Ya biraz konuşalım, biraz da sen bizim müslümanları anlat.’ diyor.
Yazımı Ve Kırar Göğsüne Bastırırken isimli deneme kitabında geçen “En Büyük Günah” yazısının başına aldığı şu sözünü aktarıp bitireyim.
“Dindar değilsem de dini bilmiyor da değilim…”
Sayın Altan, keşke dindarlar dinini senin bildiğin gibi bilse ve bildiklerinde cesur ve dirayetli olsa.
kendisinin deyimiyle soyluyoruz ne demisti ben ebu talibin dinindenim.ama ebu talib kurtulamadi ahmet abi.suan sen en cok seytanlasmis insanlara kiziyosun dimi ama en cok sen seytana hizmet ediyor ve sevindiriyorsun.digerlerinin kotu halleri acik ve kimse onlari ornek alip kotu olmaz ama seni harbi gosterip bak boylede iyi olunur deyip ibadeti kullugu biraktirip hep beraber ucuruma surukler sizi.sen en buyuk ve gizli tuzagisin seytanin yapma seytana alet olma hem kendini hem arkandan gelen guzel insanlari ucuruma yuvarlama.ne oldugunu net soyle dirust ol aallahin hakkini yime Allaha haksizlik etme.bizi bosver ama onu uzme.biz uzduk sen bari uzme ne olur.inan cennete cokkk yakisicaksin Allahin hakkin yanina cok yakisicaksinn.
Bence bu iş münasip değildir; Ahmet Altan gibiler bizi çok aşar.