M.Fehmi Acat
Hapishane koridorunda topunu arayan çocuk;
Kaybettiğin topu mu, dostu mu, sığınılacak bir kolu mu, onuru
mu, insanlığı mı, bilmiyorum neyi arıyorsun.
Gözleri nemli, buğulu hisleri, kırılmış kalbiyle dünyası karartılmış
çocuk;
Parklar bahçeleri kırlar ovalar dururken kaybettiğin çalınan
mutluluğunu burada mı arıyorsun.
Sağa sola koşuşturup cüsseleri dev, yürekleri sinek misali
zalimlerden merhamet bekleyen çocuk.
Bunlar yaranı kapatır, derdine merhem sürer, acına ilaç olur mu
sanıyorsun?
Umudunu yitirmiş, dizleri üstüne ..kmüş, engelleri aşamamanın
hüznünü duruşuyla haykıran çocuk,
Sevdiklerinle arana duvarlar yapmaları, ayrı bırakmaları, katığına
hasret katmaları yeter mi sanıyorsun?
Ciğeri dağlanmış, kanadı kırılmış, gözyaşını yüreğine damlatan
çocuk,
Tüm bunları tel .rgüler, paslı sürgüler, silahlı nöbetçiler mi yaptı
sanıyorsun?
Bakışlarındaki ışık dünyayı aydınlatan, kalbindeki inançtan
beslenen, iradesi zulmün kalelerini sarsan çocuk,
ayağa kalk, kaşlarını çat, boynunu dik.
Bakışlarıyla kin ve nefret saçanların seni durduramayacaklarını
çok iyi biliyorsun.
Şimşekleri kıskandıran bakışı, okyanusları saran dalgaları, kainatı
kuşatan rüzgarıyla g.zü yaşlı bekleyenlerin umudu olan çocuk;
Top falan hikaye, senin oyuncağın dünya, bir umudun
arefesindesin, kalk hadi, uyan…
Ne duruyorsun?
Zulüm kalelerini senin ahın yıkacak.
Tahterevallinin .bür ucunda tüm acımasız zalim ve katillerine,
kin ve nefretleriyle toplanmış, şeytan ruhlu gulyabanilerine ağır
geleceksin belki.
Olsun…
Binlerce çocuk seninle gülecek, sen güleceksin.
Anneler gülecek.
Zülmün kartondan kaleleri bir bir yıkılacak…