SİNE ELİF
Anasının Kuzusu O, öyle sarı pantolonuyla adımları birbirine karışa karışa yürüdü ya yolu. Sınırlar geçti. Vizeler aldı. Bekletildi. Sahi kim buldu pasaportu ilk? Yasakları koyup, sınırları kim çizdi? İnsanlığa bahşedilmiş yeryüzünü parçalayıp, kim hakkını gasp etti insanlığın? Ahirette ona da iki çift sözüm olacak zira. Elinde siyah valizi, Zümrüt-ü Anka’nın kanadından bir tüy ilişti sanki omzuna. Merdivenleri kaçar kaçar çıktı bilir misiniz? Sonra bir anne sarıldı ona. Oy, dedi. Oyyyy, diyebildi ikinci kez. Ben gözlerimi kapattım. Sırtımda kaç bin annenin parmakları vardı saymadım. Ah kalbim, dedim. Ah kalbim, bana bağışlayacaksan bu ömrü, vuslatı da yakın et bekleyen annelere. Kaç öpücük dokundurdu oğlunun yanaklarına? Gözyaşları yarışır mı buselerle, yarıştı. Üç yıl. Koca üç yıla, bir bebek sığıyor, doğuyor, büyüyor düşünsene. Üç yıl. Sofrada eksik bir tabak. Odada eksik bir yatak. O yavrum derken, kıyamet kopar sandım ben. Dünya aynı gamsızlığıyla döndü güneşin etrafında. Kalbimin üzerine koydum elimi. Çıkacak ve ben yavrumu öksüz bırakacağım diye korktum. Gözlerimi yumdum bir daha. O hala oyyy, diyordu. İçi dolu dolu kuzum diyordu. Allah’ım, Allah’ım bu nasıl güzel bir duygu, diye coşarken kalbini tuttu. Ah, dedim. Ah! Tutsun Allah’ım bu ah’lar ki, sonradan gelenler içlerinden geçirseler de sebep olamasınlar bu hasretlere. Ah, sen üzülme kuzum derken yine de bütün dertleri kendine isteyen bir paratoner olma aşkı yükseldi semaya. Allah’ım dedim, dilim sözcüklere bir kalkan gibi gerildi. Allah’ım diyebildim. Sen, biliyorsun. Kalbimden geçenlerin, geçmeden kalbime düşeceğini ilme sahip Rabbim. Sarılmanın ve öpmenin ve de dokunmanın güzelliğini kalbimize tattıran. Yokluğuna alıştıran. Unutturan. Unutmanın nimetini iliklerimizde hissettiren. Dönüp tekrar yaşattıran ve en büyük şükrü yaşattıran, hamda ulaştıran Rabbim.Oysa daha yeni okumuştum. Acı büyük olanların sevinçleri de büyük oluyordu. Güzel duygular, daha güzel duygular yaşayanlar, beter acılara düçar oluyorlardı. Araftayım Allah’ım. Neyi isteyip neden sakınacağımı bilemediğim duygular kıskacında, dualar yoksunuyum. Büyük sevinçler uğruna, dev hüzünleri kaldırmıyor kalbim, hissediyorum. O anne, öyle oğluna sarılırken, kökünden sallanan bir ağaç gibi döküyorken yapraklarını, ben küçük sevinçlerin etrafında, gündelik telaşların kucağında olayım istiyorum. Oysa ne çok dua etmiştim, beni yaratmaktaki muradın ne ise beni o istikamette yaşat diye. Yoruldum Allah’ım. Hasretten pranga eskitmedim belki Ahmet Arif gibi. Ancak bu vuslat, kalbime bir karabasan gibi çöktü, bilinsin istedim.