Ömer Tahir
Yemek yer gibi oturur gibi uyur gibi yapıyoruz. Sonra konuşuyor gibi, bazen gülüyor gibi…
Yaşamak her şeyi yerli yerine koymayı gerektiriyor. Ucunu bıraksak toz olacak eşya. Tüm alışkanlıklar bir çerçeve çiziyor. İçinde kalan alana yaşam diyoruz Böylesi yaşamak değil biliyoruz.
İçimizde, en derinimizde uğul uğul bir su akıyor. Dur durak bilmez, acelesiz, geniş, derin bir nehir. Değirmen taşları gibi öğütüyor bizi bu nehir. Öğütüldükçe yok olmuyor eksilmiyoruz. Fazlalıklar yitiyor. Sonra kendi suyundan bir avuç su katıyor bize. Su Nuh’un suyu. Sonra alevler içindeyiz. Ateş İbrahim’in.
Yaşıyormuş gibi yapıyoruz. Kalbimiz çarpıyor, nabzımız atıyor. Bir çay içelim diyoruz, bir yemek yiyelim. Bu haftaki maçı kaybettik diyoruz. Dolar aldı başını gitti. Yeni bir kitap çıkmış… Ne yapsak kandıramıyoruz kendimizi. Avutulması güç çocuklar gibi, kendi acımızın yankısıyla baş başa kalakalıyoruz.
Ne kadarda yalnızmışız.
Acılarımızı şöyle ulu orta doya doya yaşayamayacak kadar tekinsiz yerlerdeymişiz.
Bir matemin hakkını veremeden bir başkası
Ardından bir başkası, ardından…
Tabutumuza bir omuz verenin olmayışı…
Mezarımıza bir kürek toprak atanın…
Sonra ölümüzü gömüp hayata karışıyoruz.
Başınız sağ olsun demeyenlerin arasına.
Konuşmuyoruz.
Söylemiyoruz.
Kalbimizde vızır vızır bir arı ordusu bal inşasında.
Ara ara yeri gelirse, ‘’Güzel gol olmuş. ‘’ diyoruz.
“Hayat pahalı. ‘’ diyoruz.
“Havalar bu ara biraz sıcak. ‘’ diyoruz.
Bu kelimelerde yabancı duruyor dilimizde.
Hayatın içinde iğreti duruyoruz.
Ne kadar kolay gülüyorlar.
Ne kadar kolay konuşuyorlar.
Ne kadar kolay…
Bizim arı kovanı var kalbimizde.
İçimizde uğul uğul akan bir nehir.
Gün aşırı gömdüğümüz ölülerimiz.
Hayır hayır…
Keder değil bu.
Bedbinlik kapımıza uğramaz
Çokta memnunuz yaşamın acemisi olmaktan.
Geceleri bir gül goncası gibi içine kıvrılan dostlarımızdan.
Payımıza düşenden.
Şikâyet değil.
Bir Peygamber sözü sadece,
Durumu arzı hal eden
“Ben dedi, sıkıntımı, keder ve hüznümü, sadece Allaha arz ediyorum.” (Yusuf 86)
Yazınızı okurken bu yazı hiç bitmesin istedim. Hiç bitmesin de biraz daha yüzleşeyim acı ve acınası gerçeklerle. Onca boşvermişliğin ya da tam tersi acıyı en derinden yaşamışlığın içinden çıkılmaz hallerine bir serzeniş,bir iç döküş bir şifa arayışı benim için bu yazı. İyi ki okudum, dediğim.
Kaleminiz daim olsun…