HANDAN TUNÇ
Bazen de kaparsın gözlerini, yıldızları avuçlarında hissedersin.
Müziğin ritmine salarsın yüreğini, gezersin ülke ülke sevdiklerini toplarsın.
Avucunda ki yıldızları yüreğindeki hasret ateşiyle ısıtıp bir sevgi yumağı haline getirir bırakıverirsin sevdiklerinin avuçlarına…
Kimi zaman yumarsın gözlerini, kalbine doğru yol alırsın derin derin.
Hissedersin yanağından akan gözyaşının ılıklığını ve ürperirsin.
Kalbinin dili olan gözyaşına çevirirsin dikkatini.
Göz kalbin aynasıysa eğer, gözyaşı kalbin dili,dudağı, feryadı, hissi, en büyük ve dile gelmeyen sırları olduğunu anlarsın.
Ümit ile ümitsizlik arasında git gel yapar, mekik dokursun.
Bu günler de geçecek diye duaya sarılır, gelecek güzel günler diye kendine ümit verirsin.
Zaman olur kaparsın gözlerini dalarsın hülyalara, İlkbaharın sevincini, sonbaharın hüznünü duyarsın yüreğinde.
Şiir dinlersin.
Her bir kâfiyesine aşkı muhabbeti eklersin uçuruverirsin sevdiklerinin ülkesine…
Yazarsın nakış nakış sevgi sözcüklerinden ne varsa.
İmek ilmek özenle seçersin kalbinden geçenleri, miski amber misali gözyaşınla süslersin, hediye edersin hayalinde seni özlemle bekleyen dostlarına.
Zaman zaman kaparsın gözlerini, ve geçmişe uzatırsın ellerini.
Anılarını selamlamak istersin…
Bir ney iniltisi çalınır kulağına kapılırsın büyüsüne ve mazide kalan ne varsa hatırlarsın.
Sayarsın yaşadığın ülkeleri, şehirleri, sokakları..
Sonunda geçmişte kalan evlerini tek tek ziyaret edersin…
Her bir evde bıraktığın anılarına duygu yüklü sarılmak istersin…
Ve bazen de açarsın gözlerini, hayali bırakıp gerçeğe koşmak istersin.
Koşarsın deli gibi nefes nefese, bulmak istersin karşında sevdiklerini.
Sarılmak istersin, konuşmak istersin hiç durmadan…
Anlatmak istersin ayrı geçen zamandan ne varsa.
Yalnız geçen zamanlarını, özlemlerini, yitiklerini,
Mücadele ederken hayatla, onlardan nasıl güç aldığını…
Sevinçler, muştular ve mutluluklar da var tabi, en çok da onları anlatmak istersin bir çırpıda.
Aradan geçen senelerın acısını nasıl çıkaracağını düşünür, arayı nasıl kapatırım diye çırpınırsın…
Heyhat!
Birden gerçeğe uyanırsın, soğuk, karanlık bir odayla, yalnızlığını bulursun karşında.
Sonra masum, buruk bir tebessümle bir iç çekersin…
Kalbini yoklarsın birden nasıl diye.
Ve hâlâ sevgi, hâlâ umut, hâlâ heyecan, hâlâ öğrenme aşkı ve heyecanı…
Mırıldanırsın kendi kendine.
“Buda geçer yahu” der yoluna devam edersin.
Olur tabi ki. Umudu özlemesin yeter ki insan. Umut etmekten ayrı kalmasın.Özlem hep var insanın içinde dışında…Özlemek sevene düşen nasiptir.” Anlatmak istersin ayrı geçen zamandan ne varsa…” demişsiniz ya evet doğru özlediğinle paylaşmak da en güzel hayaldir.
Elinize, yüreğinize sağlık…