Sacit Said
Benim de zamana adanacak bir kaç sözüm olmalı
Bir sevda türküm
Bir de hiç beceremesem de çalmayı bir sazım
Karanlık gecelerde yanında ağlayacağım derdime derman bir dostum olmalı
Kaç yıl geçti üzerinden diyeceğim anılar biriktirmeliyim heybemde
Kaç Nevbahar oldu çiçekleri görmeyeli dediğim hey gidi günlerim
Tohumlar atmalıyım mesela çorak topraklara
Yetişmeleri için gözyaşlarımla sulamalı
Dua dua yalvarmalıyım bir ismi de “Hayy” olana
Gülüşlerim olmalı mesela içimden gelerek, huzurla
Bir de ağlamalarım, pişmanlık denizinden çıkmak adına
Gökdelenler arasında küçük bir eve sahip çıkmalıyım mesela
Sessizce bir sokaktan geçerken kaldırım taşlarını saymalıyım
Geceyi dinlemeyi öğrenmeliyim
Gündüze bırakmamalıyım kendimi
Bazen de sakince oturmalıyım
Bir köşe başında
Eski bir çay evinde
Hikâyeler dinlemeliyim ihtiyar delikanlılardan
Ve her şeyden önemlisi bunları zamana adamalıyım
Sessizce içinden geçtiğim bir mefhumun anlamına
Benim de zamana adanmış sözlerim olmalı…
I.
İsmin anıldı, gece şenlendi.
Sesinde kâinat dile geldi.
Hangi vakitti bilmem, düştük sükûtun içine
Gidilir böyle de yollar, durulmaz bu beldede.
Kaybolsa da tüm düşlerinin ahengi
Simanda görülen ümit şehrayinleri
Karanlığın içindeki yol işaretleri
Gidilir böyle de yollar, durulmaz bu beldede
Ufkun ötesinde sonsuzluk ülkesi
Durma yolcu, zamandan kalkar gemi
Suretinde bin yıllık zaferlerin izleri
Gidilir böyle de yollar, durulmaz bu beldede