TUGAY YALÇIN
Üstümüze zaman yağdı, hüznümüz ondan…” der Yahya Kemal Beyatlı. Evet 2018’in Nisan’ı ve biz baharları, dalından güller toplamayı, kuş seslerinin çocuk seslerine karıştığı bir dünyayı, ne kadar çok arzu etmiştik.. Dost meclisinde, gece bilmem kaçlara kadar çayın en koyusuyla hasbihallere dem tutmayı arzu etmiştik… Ve şimdilerde içimiz yangın yeri, gönüllerimiz paramparça; zamanın ağırlığı yağdı üzerimize, ondan… Belki de taş yağdı… Hani mahalle kahvelerinde, evinde bir seksenliği bulananların sofrasında, câmi çıkışlarında hep döner dillerde. Bir cereyan eder bir yerlerde; bir çocuk alnının ortasından vurulur, bir kadın iftiraya uğrar, birileri küfürler savurur, kimisi kavga eder, kimisi onca insanı kandırır dolandırır… Şu veya bu ahlâka, dine, kültüre aykırı bir hâdise oldu muydu dile vurur hemen “Başımıza taş yağacak…”
Bizler çocukluğumuzdan bu yana o taşları Allah’ın gökleri yararcasına başımıza yağdıracağını, bunun da olup olan onca çirkin ve kötü hâl veya onca günah müsebbibiyle olacağını düşünürdük… Ve bazen göğe bakarken içimiz ürperirdi. Korkardık; lâkin bu Rabb’in büyüklüğüne olan erdemli bir korkma değildi… Bu câmilerde, sokaklarda, kahvehânelerde eliboş, gönlü boş, dili dolu insanların Allah’ı hep korkulan göstermeleri ya da kıt bilgileriyle o kadarını bilmeleri ve inanmalarından ibaretti… Olan oldu, yıllar geçti ve zaman hüznüyle geliverdi. Biz taşları gökten beklerken; taşlar dost bildiklerimizin, bizim vatandaşımız, bizim milletimiz deyip sahiplendiklerimizin elinden, dilinden, bakışından geldi… Komşular, ah o komşular; Efendiler Efendisi’nin(sav) “… zannettim ki; Hz. Cibril komşuyu komşuya varis kılacak…” dediği komşulardan zannetiğimiz, öyle kutlu bir muhabbete, birlikteliğe lâyık gördüklerimizden geldi, ihanete ve zehre bulanmış hançer darbeleri…
Bir de anneler var, babalar var, eşler var, çocuklar var… Kendi evladını kucağında küçücük bir bebekle ya sokağa atıyordu yahut zalimlere kendi eliyle teslim ediyordu. Kimisi de annesini babasını tehdit ediyordu… Kırk yıl baş koyduğu yastığa ihanet edenler de vardı elbet… Onca güzelliği, iyiliği unu-tup gönülleri taş kesilen, Allah’ın Rahmet’ine gönüllerini kapamış, vicdanını elleriyle öldürmüş, sevmekten bîhaber, muhabbetten bîhaber, insanlıktan bîhaber koca bir güruh… Her şeyini, ahlâkını, vicdanını, arını dünyalıklarına kurban eden, kalbi taş kesilmişler yağdı üzerimize… Bir çocuğun gözyaşlarıyla eğlenen taş yürekliler, bir annenin feryadına türkü yakıp oynayan taş kesilmişler, Hz. Allah “Ayetlerimi az bir karşılık ile satmayın…(Bakara 41)” buyurmasına rağmen inancını üç beş kuruşa satan, makama satan, taş yürekliler yağdı dünyanın üzerine, hele de güzel ülkemize…
Başımıza göklerden taşlar yağmadı; önce kalpler taşlaştı, tüm güzel duygular unutul-
du, iyi olanın adı kötüye çıktı… Gönlü güzel olan onca masumun hayal-
lerine, küçücük bir bebeğin gözlerini ilk açışına, çocuklarımızın
oyuncaklarının üzerine, gözü yaşlı annelerimizin sinelerine, yiğitlerimizin sırtlarına, omuzlarına, ihtiyarlarımızın avuçlarına, kalbi taş kesilmiş, yürüyüşü taş, konuşması taş, nefesi taş, bakışı taş onlarca zalim, haydut, şeytanın avâneliğini, bayraktarlığını yapan onlarca câni, kendini bilmez tarafından taşlar atıldı… Adına vatan dediler, taşlarını gönlü güzellerin sadırlarına geçirdiler, din bilmezler din deyip, kitap bilmezler kitap deyip inancın en seçkinini oyun ettiler…
Gönlü güzel olanlar bilir ve inanır ki; zamanın hüznü yağıyor, yağacak… Dahası taşlaşmış ve çürümüş insanlar, kemmiyetlerine kemmiyet katacak, her gün biraz daha büyük taşlar atacaklar, koca koca kayalar altında ezmeye çalışacaklar… Lâkin umudumuz bâkidir… O’ndan gelen her hâle “eyvallah” deyip sevginin diliyle konuşmaya, nefes almaya, yaşamaya, koşturmaya, duaya, sabra devam etmek bizim şiarımızdır.
Bize, iki çay azîzim!
Daha çok küçükken her hatamız:” Allah taş atar” la sıvandı ve kurudu kaldı içimizde. Farkında olmak,herkese nasip değilmiş. Taşlaşmış kalpler ” taş olma ” yolunda. Masumlar merhametin zirvesinden doğacak güneşe, yağacak kara muhtaç. Üstümüze yağan zamana şahitlik etmiş yazınız. Yüreğinize sağlık….