Zeynep Kayadelen
Çocuktum o melodiyi ilk duyduğumda
Rüzgârla esiyordu köyün yamaçlarında
Dar patikalardan inip akıyordu tarlalara
Hüzünle sıvazlıyordu dolu başakları
Ta güneşi sarsıyordu görüyordum
Neden diğerleri duymuyordu onu
Yüzlerinde aynı sağırlık gözleri dalgın
Karlar inerken tüten bacaların arasında
O melodi yürürdü hep aynı ritimle avluda
Çiğdem toplamaya gittiğimde yazıya kıra
O eteklerimi savurur benden öne geçerdi
Bir eksiklik duygusu yaptığım her işte
Ben daha çocukken hüzünlüydü kalbim
Bu yüzden geceleri sıkışırdım yorganıma
Beni yapayalnız hissettiren o sesi
Çok istiyordum susturmalıydı birileri
Köyden ayrıldım biraz büyüyünce
Şehrin gürültüsüne sığındım hevesle
Şarkılar türküler dinledim yüksek sesle
Heyhat o melodi büyümüştü benimle
Her yerde karışıyordu yağmura kara
Yıllar geçti artık kabullenmişken o sesi
Dediler senin köy boşaldı pınar kurudu
Köy mezarlığı tanıdıklarınla doldu
Gittim gezdim köyün yamaçlarında
Devrilmiş mezar taşlarının arasında
Nihayet bir sessizlik yükseliyordu
Evet, o melodi burada son buluyordu
Bir sessizliğe bürünüş türküsü gibi şiiriniz. ” Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır.” ( Sürgün Ülkeden…)
Dùnya,yaşam, gurbet ve ağır gelen,ône çıkan duygu “hüzün”…Elinize sağlık.