ESRA DOLUNAY
Sonbaharın son günleri. Havanın küsüp barışan çocuktan, huysuz bir ihtiyara döndüğü günler… Geceleri gerçek yüzünü gösteren rüzgar, gündüz sakinleşiyor. Eylül, yağmur geliyor diye aceleyle çadırını toplayan bir göçebe gibi telaşla yola çıkma derdinde… 17 numaralı otobüs ıslak kaldırıma yanaşıyor. Paslanmış demir kokusu bir an için toprak kokusunu bastırıyor. Otobüste yerini alanlar ve cama dayanmış omuzlar…
– Afedersiniz şemsiyeniz düşmüş!
Yaşlı adam “Sağol” diye mırıldanırken şemsiyesini yerden almıştı. Duraklar birbiri ardına sıralanıyor, otobüse yeni yüzler biniyor iniyordu. Gözleri camın buğusuna tekrar daldı… Ani bir sarsıntıyla uyandı. Az önce şemsiyesi için uyaran genç yanında oturuyordu. Elinde kalınca bir kitap, nerede olduğunu unutmuş gibi arada çatılan kaşları bazen de tebessümüyle kitaba dalmıştı . Bir süre sonra:
Gri kasketli adam camdan da buğulu gözlerini sesin geldiği yöne çevirdi.
-Şemsiyeniz..!
– “Neden anlamıyorum?” Dedi. Dünyada yazılmış bu kadar çok hikaye, teori, acı, komedi, aşk, savaş varken. İnsanlar hala sorunsuz bir güne uyanmanın , en güzel hayatı yaşamanın peşinde. Kitaplar ise apaçık gerçekleri önümüze seriyor, bazen de gerçeklerden sıyırıp istediğimiz yöne itiyor.
– Bana mı dedin evladım. Yaşlı adam gözlerini gence çevirmişti.- A özür dilerim sesli düşünmüşüm ! Deyip kendine çeki düzen verdi genç ve önüne döndü. – Çünkü yaşamda bir anlam ararız. – Efendim ! dedi genç .Yaşlı adam :- Az önce sesli düşündün ya . Yaşam tek bir yaşamdan oluşmuyor . Herkesin bilebildiği kadar bir dünyası var . Gördüğümüz o kürenin şekli de bir geoidden fazlası. İnsan buna inanmak istiyor. Bombus arısı gördün mü ?-Hayır efendim.- Muhtemelen gördün ama onun bir Bombus arısı olduğunu bilemezdin. Çünkü senin için bir anlam ifade etmiyor . Bir yoncanın hayatının devamı için Bombus arısı dünyadır.
Dünya bir Bombus arısı için kolonisi kadardır. Genç, bu ihtiyara baktı. Böyle felsefik sözler edecek birine benzemiyordu.
– Haklısınız ama ya insanların dünyası ne kadar ?
– İnsan kadar dünyalar… iki savaş, onlarca ölüm ve esaslı bir aşk görmüş biri için dünya basitleşiyor evlat. Ama esas ilginç yanı ne biliyor musun? Bu kadar basit bir şeyin aynı zamanda büyüleyici olabilmesi. Kendimizi bir anda bu dönen kürede bulduk ve bu kürenin kanunlarına göre şekillendik. İyilik, yardım, sevgi gibi duygularımızın yanında hırs, öfke, bencillik de bu kürede edindiğimiz duygularımız oldu. Kim dünyasında neye yer vermek istediyse onunla doldurdu.
– Bombus arılarının polenle doldurması gibi mi ?- Hah akıllısın evlat. Ama onlar polenden başka bir şey tanımadılar . Ya insan öyle mi dünyayı doğru tanıyan bir insan gerçek bir güç , onu tanıyamamışlar için de çekinilen bir varlık olmuş . Otobüs ağır ağır yeni durağa yaklaşırken genç aniden kalkıp, “İneceğim durak geliyor efendim çok memnun oldum.” dedi. – Hep bu güzergahtan gidiyorum evlat belki yine karşılaşırız, elin-deki kitabın konusunu bilirim “büyük göç.” Bir gün onun hakkında konuşuruz.
– Çok sevinirim , iyi günler efendim!
Genç, otobüsten indi. Ağır metal tekrar hareket ederken adam pencereye tekrar dalmıştı. Genç, paltosuna daha sıkı sarıldı. Dökülen yapraklar caddeyi süpürüyor. Bir Bombus arısı yaprakların arasında yeni bir oyuk arıyordu.