Canan Duyuş
İçinizde gezinen şiirler oluyordur sizin de. Hem aranızda nasıl bir yakınlık beliriyordur zamanla. Sanki, bu şiir hep yanımda olsun, diyen bir ruh hali. Okuduğunuz bir şiirin içinden hayata bakmak nasıldır bilirsiniz. Bazı dizeler yanınızda dururlar uzun süre. Dilinizde bir şarkı gibi söylenip dururlar sonra. Uzun zamandır kendini bana fısıldayan bu dize yanımda şimdi: “Bir yağmur bilirim bir de kaldırım”
Bilmek nasıl bir şey öyle? Hissetmenin katlanmış hali belki de. İnsan, bilirim dediği çok şeyi bilmez, bilemez aslında. Zira bazen hem hadiseler, hem de insanlar görünenden farklı manalar taşırlar. Tebessümün ardında acı, sert bir bakışın ardında yumuşacık bir kalp, gözyaşının içinde de mutluluk saklı olabilir. Ne çok gelen ve gidemeyen duygularımız var bizim. Anlık takılıp kaldıklarımız, kurtaramadığımız zamanlar sonra… Kendimize, o anki hislerimize uzaklardan bakışımız.
Belki de kendimizi tanımakla başlamalıyız hayata bakışımızdaki iyileşmemize. Tanımaktan ince ince yol alıp bilmeye yürümek lâzım. İlim öğrenirken de önce kendimizi bilmekle başlamak ilimde alacağımız yolda bir yol haritası. Olmak veya olmamak arasında gidip gelmek. Yine hayatın gerçekliğinden mutlaka bir yerde duracağız koşuşturmalarımızda. Bu kendimizi bilme yolculuğumuzda değişiklik hissedeceğiz. İşte durdukça düşüneceğiz. Dıştaki yolculuk bizi içeriye doğru gönderecek bu duruşumuzla. Kendi içimize doğru aldığımız yolda hayrete düşeceğiz bazen de ürpereceğiz. Yeni gördüğümüz yanlarımızı, farkında olmadığımız hatalarımızı ve ne halde olduğumuzu göreceğiz. “İyi oluyor bu sana iyi oluyor!” diyeceğiz bir şiir dizesiyle . Alışkanlıklarımızın bizi çevrelediği dikenli tellerin altından geçeceğiz ya da üstünden atlamaya çalışacağız. Canımız acısa da ruhumuzun gülümsediğini hissedeceğiz.
“Sakın hiçbir şeye alışma! Donuk, yeknesak bir dünyada yaşamak istemiyorsan alışma hiçbir şeye!….” sözünü hatırlamak bile silkeleyecek bizi. Alışkanlıklarımızdan kurtulmak için harekete geçeceğiz. Atlamaya çalıştığımız tellerin dikenleri uyuşmuş yanlarımıza batacak kendimize biraz daha yaklaşacağız. Canımız acırken kendimize geleceğiz yavaşça. Demek ki bilmek başka, yaşayabilmek daha da başka. Alışkanlıklardan kurtulup tekdüzeliği bırakmak da bambaşka. Belki de işte o zaman öncelikle bilmemiz gerekenleri bileceğiz sonra da her fiilmizi bilerek isteyerek hareketlerimizle yaşayacağız.
Ne zaman alışkanlıklarımızı terk edip “yeni” ye yol alırsak o zaman bulanmadan donmadan akmanın ne hoş olduğunu hissedeceğiz. Mevlana Hazretleri’nin:” …. Bugün yeni şeyler söylemek lâzım.” sözünü hissederken gülümseyeceğiz.
Sahi şairin dizesiydi değil miydi bu yazıyı buralara taşıyan? “Bir yağmur bilirim bir de kaldırım.” Hangi şairin dediğini söylemeyeceğim. Belki bu dizeler hangi şairin hangi şiirinden acaba? diye merak edip alışkanlıklarını terk edip araştırıp yeni bir şiir okuyan okuyucular olacaktır. Bir alışkanlık terk edilirken böylelikle yeni bir biliş doğacaktır ümidini taşıyorum şimdi. Yağmur ve kaldırımdan mülhem.
Sahi yağmuru da kaldırımı da biliyor muyuz? Sonra içinde yağmurun, kaldırımın geçtiği şiirleri?
Bu yaZıyı okuduktan sonra içinde geçen şiirin şairini söylemeyeceğim siz bulun dediği için yazar , hemen bakmıştım :). Canan Hocam yine düşündüren ve yanında bir dost varmış gibi hissettiren bir yazıydı