Handan Tunç
Hasrette Açıldı göz kapaklarım,
Kırağı yemiş tanyeri buğusunda.
Bir dost eli aradim kaybolmuş gündüzlerde,
İhanetin karasını gördüm, kardelenin bükük buynunda.
Baykuş öter gecelerimin en gizlisinde.
Neden diye
sorma
Vermem sırrını…
Sonbahar ikindilerinde direnir gölgeye saatler,
Çimenin yasına beste yapmak ağıt yakmak.
Düşen sarı yaprağı hüzun değirmeninde öğüttüp,
Toprakla kefenlemek.
Payıma düşen bu muydu diye
Sorma
Vermem sırrını…
Açmak için yedi yıl bekler sabır çiçeği,
Her bekleme yılına denk bir gün yaşar.
Evet ömrü yedi gündür.
Süsler dağları…
Gelin arabalarının korna sesinde canlanır.
Ve güneş ışıklarının izinde kaybolur.
Yedi gün reva mı diye
Sorma
Vermem sırrını…
Dalgaların öfkesinde kaldı bakışım,
Rüzgarın poyrazında aklım.
Uzatmak isterim yüregine kalbimi,
Ne çare, kanatır sözlerin dikeni.
Yoktur merhemin bilirim
Bitmeyecek bu eza diye
Sorma
Vermem sırrını…
Ağır bir sevdanın yüküyle yüklenmişim
Sarsma beni!
Savurma omuzlarımdan tutup da uzağa
Yorgunum çünkü.
Ağır bir ayrılığın kıyısından geliyorum
Tut ellerimden, sanki kaybolacak gibiyim,
Güvenebileceğim bir liman var uzaklarda
Şimdi yürümeye takat arıyor bedenim
Yüreğim bekle, aklım durma daha dese de
Yalnız bu ikisi arasında medcezirlerim
Kalakaldım öylece
Bir yanım yalnızlık türküsü söyler
Diğer yanım yandığı sevdayı
Neye tutuldum, hangi yükü kabullendim?
Taşımayı göze alanın yoktur şikayeti
Haydi yol benim mücadele benim
Bilinmez bir akşamda gizlenmiş vuslatım.
Nasıl bir sır ki bu taşınır kalbinizde..
“Taşımayı göze alanın yoktur şikayeti” demişsiniz Handan Hocam.Çok haklısınız. Yüreğinize sağlık. Kaleminize de…