Gökhan Ergüt
-I-
Güneş çavmış çevirmiş yüzünü üşüyen denizin kalbine
kuşlar ki hissedar uçar ayak bu sevince.
Kuşlar uçuşuyor
en güzel ötüşüyle durmadan
ve basıyor göğün ziline uyansın diye kötü huylu bulutlar
ki kaçışıyorlar şehrin ağrıyan ense kökünden birer ikişer bir ayak evvel.
Bir hâl var görünen
bir yanda denizin şefkati
bir yanda göğün merhameti
uyandırıyor iskele altını üstünü
güzel şeyler görsün diye çocuklar.
-II-
Bir adam var
yırtık fukara yeleğinden tanınan
deliyor kirlenen yakasını suların
ve asıyor oltasını bir balığın kahır dolu ağzına
balık ki boz bulanık sulardan kaçıyor
takılıyor kuşların sesinde havasında güzel bir sabahın başında
adamın oltasının dilsiz ucuna.
Bir günyüzü sevdasına
asıyor balık
çaresiz hüznünü
adamın hüznünün üstüne
hüznün ateşinde
fukara bir adam ve bir balık tütüyor.
“Hüzùn ki En Çok Yakışandır Bize” yi hatırladım. Balığa da, fukara adama da yakışır hüzün. Yakıştırmışsınız hem.
Elinize sağlık