Kemal Gülen
Ses ile başladı varlık. Ol dedi Hak, herşey oldu bir anlık.
Edebiyat zevki gelişmiş insanlar yalnızlıktan kurtulur. Çok iddialı bir cümle ile başladım. Buna çok genç yaşlarda inandım. Hangi meslek sahibi olursanız olunuz, mesleğinizi icra etmek için başka bir şeye veya başka bir canlıya ihtiyaç duyarsınız, ancak edebî zevk sahibi iseniz her şey ile barışıksınız demektir. Kelimeler canlıdır ve her kelimenin ecdâdı ve evlâdı vardır.
Edebiyat bir harf, bir ses ve bir kelime ile başlar. Sesler ve kelimeler sırtlarında büyük manalar taşır. Bazen bir elif harfine bakmak, sevdiğinizin isminin baş harfini göğsünüzde taşımak, bir yağmur damlasını incelemek, bir yaprağın kıvrımlarında dolaşmak sizi zaman üstüne taşır.
Sesler doğanın dilimizdeki yansımalarıdır, bir yansıma bir sesi çağrıştırır, bazen de tam tersi olur. Edebî zevkiniz gelişmiş ve latifeleriniz hassaslaşmış ise kâinat kitabından duyduğunuz her sesi ve soluğu ruhunuzda hisseder, ruhunuzun kanatlandığını fark eder ve ken-
dinizi bulutların üstünde yağmur damlalarıyla beraber raksederek yere inerken bulursunuz.
Ses gözle görülmeyen canlı bir değerdir, ses kulakla duyulan vicdanla yudumlanan değerler üstü bir cevherdir. Her harfin sesi olduğu kadar her sesin harfi yoktur. Harfi olmayan seslerin zenginliğini anlatmak imkansızdır. Onu hissedersiniz, her millet farklı hisseder aynı sesi. Köpekler başka havlar, yumruktan başkaca ses çıkar, çocukların iniltisi başka harflerle ifade edilir ama seslerin oluşturduğu duygular benzerdir. Rüzgârın ılgıt ılgıt esmesi, kavak ağacının şarkısı, şelalenin gürültüsü, çölün sessizliği, uzayın boşluğu, suyun derinliğindeki uğultu, yunus balığının çığlığı her insanda benzer duyguları tetikler.
Yalnızlık, heyecan, coşku veya bitmişlik hissi keli-
melerle anlatılmaz bazen, sadece sesle veya iniltilerle ifade edilebilir. Gülmek, ağlamak, öfkelenmek de birer sestir ve yerinde bir makale kadar etkilidir. Susmak ise diğer önemli bir sestir ve susmak kadar güçlü gürültü yoktur bazı zamanlar.
Bazen de haykırırsın, feryat edersin, dağları taşları yerinden oynatır iniltilerin, lâkin bir insan evladı duymaz sesini, sinek kanadı kadar kıymet vermez senin yürek seslerine. Yine de seni kimse duymuyor, dinlemiyor diye küsmezsin, susmazsın; inlemekten, dertlenmekten vazgeçmezsin; bilirsin ki seni dinleyen bir vicdânın var, seni duyan varlar üstü biri var.
Ses çıkarmak kadar, çıkan bir sese kulak vermek, onu duymak ve duyulur kılmak da çok değerlidir. Ses Dergisi genç kalemlerin sesi olmak için yola çıktı. Yıllarca başka meslekler icra etseler bile, içlerinde besledikleri edebiyat aşkı ile temeyyüz etmiş gizli hazineleri, usta kalemleri biraraya getirdi. Gizli saklı büyüttükleri edebî zevklerini paylaşmak için, içlerinde alevlendirdikleri yangınları saf ateş olarak gönüllere boşaltmak arzusuyla, yola düştüler onlar.
Dertli söylegen olur, işte Ses Dergisi yazarlarının, duyguları çok keskin ifade etmeleri bundan; dertliler, cesurlar ve söyleyecek türküleri var. Bıraksanız her hafta bir dergi çıkartacak kadar doğurganlar; üretmek ve paylaşmak istiyorlar. Edebiyatın lafzî ve ruhî mânasını sindirmiş seçkin insanlar.
Onlar zıtlıkları birlikte yaşıyorlar, yalnız başına gurbete göçen, evinden, eşinden ve çocuklarından uzak, yarını hakkında fikri olmayan bir altın kalem umut aşılıyor okuyucusuna, cesaret ekiyor korku dolu gecelere ve fazilet devşiriyor görünüşteki kötü hadiselerden.
Onlar, aralarında bilgiçlik taslayarak kıskançlık yapmadıkları gibi, her konuda birbirlerini besliyor ve destekliyorlar. Farklı düşüncelerin birlikte yaşayabildiği, fikirlerin özgürce konuşulduğu, kimsenin kendini ifade etmekten korkmadığı bir zeminde yeşeriyor yazılar. Dün, bugün ve yarın çizgisinde ele alınıyor bütün gündemler.
İçlerinden geleni yazıyorlar. Okuyucu mutlu, çünkü yazanların içleri pırıl pırıl, duru bir Anadolu pınarı gibi yürekleri. İçerde ne varsa dışa o sızıyor. Sıza sıza göl oluyor, akıp akıp yol buluyor. Yaradan’a sığınıyor bütün ekip, çünkü biliyorlar ki; O isterse nice az şeyler bir gün bollaşıyor, bereketleniyor.
Bereketli olsun sesiniz, sözünün, yazınız ve okuyucunuz. Selam olsun çoğu insanın sesini sakladığı bu asrın en acımasız günlerinde Ses’inize ses verenlere, kalemiyle, düşüncesiyle ve ses rengiyle dergiyi büyütenlere.
“…Edebiyat,bir harf,bir ses ve bir kelimeyle başlar…”…Ses çıkarmak kadar çıkan bir sese kulak vermek,onu duymak ve duyurulur kılmak da çok değerlidir…”
“Ses” e ismine yakışır bir yorum olmuş. Maşallah. Ne güzel…
Teşekkürler Kemal abi, sağlam bir edebiyatçı yönününe öğrenmiş olduk. Allah razı olsun, yolunuz açık olsun.
Nasıl bir dua satırlarıyla hitama ermiş yazınız. Aminlerle…