Medine Yıldız
Gel de saklasın şimdi huzur…
İnanılan yerlerde inançlar farklı süregelirken…
Gel de aşka başka bir ibadet yüklensin.
Şiirin türküsü diye bir melodi…
Satırların notaları falan yok.
Okursun o kadar tatlı ve tatmin edici gelir ki ruhuna…
Başa almak için bitsin istersin ilk dakikalarda.
Fon aralarında söylenmeyen kelimeleri,
Sevdiğini beklediğin tutkudaki gibi beklemeye durursun.
Sırf nefes alışverişlerini ve taneliğini hissetmek için…
Ben bu dizelerde yokum.
Yokluğuma birde içimdeki yokluk girince,
Ettiğim ne kadar yalnızlık varsa midemi ağrıtıyor.
Bana gelecek zararın dışardan olmasına gerek yok.
Ruhum içerden de beni hastane köşelerinde süründürebilir…
Ben yokum bu duygularda.
Olmayışıma yalan bile kızarken,
Bilmediğim, bilmeyerek yaptığım hatalar savaş halinde sanki…
Çelişki rabıtalığı…
İnanılması güç kazançlarda ilk sırada hep acı…
Seviyesini kıstığımda takatimin kalmadığını anlıyor ve bırakıyorum.
Terki terkten uzak nefsi terk…
Kendimi boş vermişlik…
Ve hâlâ deyişlerim…
Hâlâ kelimesi yok mu hele…
Sürekli mecburiyet zaafımın olduğu…
Bi yerlerde suya mutluluk giydirirken insanlar,
Bedenimin üşüdüğü , elbiselere ruhumun kış gibi ihtiyaç duyduğu…
Isındırdığı için güneş her gün nasıl da sarı…
Nasılda rengini bulandırmıyor bugünlerde hava…
İnsanların kayboluşlarına göre kâinat sıralıyor mevsimleri…
Bende bana verilen tek mevsimle idare ediyorum.
Bana verilen ruh dünyamla sonlu mevsimle…
Gel de bitir şimdi satırları…
Nasıl da dolmuş içim…
Hayretlerde pencereler…
Gel de bana yakış şimdi dert…
Nasılsa bitmeyecek çilede kaldırımsın sonsuza dek…