Zeynep Gür
Yollardı seni benden ayıran,
Uzun uzun yollar…
Geçmeyen yıllar, bitmeyen yollar…
Soğuk duvarlar ardında sen,
Güneşin bile ısıtamadığı ben.
Kelepçeli ellerinle, ruhu özgür olan sen,
Koca gökyüzü altında tutsak, ben.
Oysaki bir yastıkta kocayıp,
Karavanla dünyayı gezecektik.
Sen, en sevdiğimiz şarkıları çalacaktın,
Ben, senin dilinde şarkı olacaktım.
Uzun yolları, uzun yılları, şiir gibi yaşayacaktık
Ben sana, şiirler yazacaktım.
Sen onları türkü deyip, sazınla çalacaktın.
Hayallerimiz vardı seninle…!
Bir pazar sabahı Akdeniz’e karşı oturacaktık,
Bir simidi, bir çayı azık edip,
Yılların bizden çaldıklarını, geri alacaktık.
Sen, uzaktaki çalan düdüğüyle vapuru,
Ben, yıllardır göremediğim seni izleyecektim.
Sen, hapishane anılarını,
Ben, sensiz çıktığım zorunlu dünya turunu anlatacaktım.
Çocukların cıvıldaşmalarıyla uyanıp,
Bu sefer rüya değil gerçek! Diyecektim.
Hayalen bile olsa,
Ellerin ellerimde olduğu sürece,
Yüreğinden yüreğime akan sıcaklık,
Seni seviyorum ile biten mektuplar…
Yollar ve yıllara rağmen, her daim aynı kalacak.